Kitle İletişimi, Teknoloji ve Toplum

0
436

Kitle iletişiminin toplumsal konumu üzerine eğilen pek çok yaklaşım bulunmaktadır. Kitle iletişiminin Aydınlanma Devriminden bu yana gösterdiği işlevinin tartışmalı olduğunu belirterek, medya organlarının toplumsal işlevine yönelik, geçtiğimiz yaklaşık yüz elli yıllık dönemde ortaya atılan bilimsel görüşlerin liberal ve muhalif yaklaşımlar olarak iki temel başlık içinde toplandığını vurgulamaktadır. Liberal yaklaşımlar, eleştirel çözümlemelerden uzak durarak, genel olarak, kapitalist sistem içinde kitle iletişiminin nasıl “etkin” bir işlerlik kazanacağına dair sorunlara/gelişmelere değinmektedirler. Muhalif/eleştirel yaklaşımlar içinde özellikle Marksist ekonomi politik izleği takip edenler, kapitalist sistemin yapısal olarak taşıdığı sorunların medya organlarında (Gazete, televizyon, internet gibi) izinin sürülebildiğini farklı vurgu noktaları yakalayarak belirtmişlerdir.

Sanayi Devrimi‟nin yarattığı toplumu değerlendiren ekonomi politik yaklaşımlar, toplumsal yapıyı incelerken ekonomik yapının genel karakterinin tahlilinden hareket ederler ve kendi aralarında önemli farklılıklar yaratırlar. Bu çerçevede Geray, benzer şekilde, iki temel eğilimden bahsetmektedir; esas olarak kapitalist üretim ilişkilerinin kusursuz ve evrensel yasalara sahip olduğu ön kabulüyle hareket eden liberal ekonomi politik yaklaşım ile Marks‟ın öngörülerini takip eden ve geliştiren eleştirel ekonomi politik yaklaşım.

Bu yaklaşımlardan birincisi, kapitalist ekonomik yapının temel özelliklerinden hareketle, piyasaların deyim yerindeyse kerameti kendinden menkul, akçalı ilişkilerle diğer toplumsal ilişkileri kusursuzca düzenlediğini ileri sürmektedir (Geray, 2005a, s. 10-14). İkinci yaklaşım ise, öncelikle birinci yaklaşımın eleştirisi üzerinden kurulmuştur. Onlara göre, liberal ekonomi politik yaklaşımının ileri sürdüğü toplum modeli “atomize bireyler üzerine kurulu soyut bir toplum anlayışı”dır. Ancak eleştirel ekonomi politik yaklaşım, “toplumun birbirinin aynısı olan bireyler toplamından başka bir olgu olduğunu vurgular. Bu toplumda çeşitli ölçeklerde kümeler, sınıflar ve bunların farklı çıkarları söz konusudur ve bu nedenle bu gruplar arasında bir mücadele söz konusu olabilir”

 

Eleştirel ekonomi politik yaklaşım, piyasaların kusursuz ilan edilen özelliklerini gerçekçi biçimde tahlil ederek, onun toplumsal yapı içine gömülmüş mevcudiyetine vurgu yapar ve dolayısıyla toplumun diğer ilişki yönlerinin sözü edilen mücadele açısından etkiye açık olduğunu ifade eder. Bu açıdan Body-Barret, (2006a, s. 2) ekonomi politiğin tanımını şu şekilde yapmaktadır: “Karşılıklı olarak iletişim kaynakları da dâhil, kaynakların üretim, dağıtım ve tüketimini meydana getiren toplumsal ilişkilerin, özellikle iktidar ilişkisinin incelenmesidir.”

 

Bu tanım çerçevesinde ortaya atılan ekonomik ilişkiler biçimi, liberal ekonomi politik yaklaşımın aksine, belirli ve sabit bir üretim ilişkisi zinciri anlayışına sahip değildir. Bu yaklaşım daha çok, eşitsiz güç ilişkileri ve bu nedenle ortaya çıkan değişim, çatışma, strateji ve iktidar süreçlerine odaklanmaktadır.

 

Kayador‟un (2008) “muhalif yaklaşımlar” olarak ifade ettiği, eleştirel ekonomi politiğin iletişim alanındaki görünümü, medya sahipliği ve belirlenim sorunları gibi tartışma alanlarını incelediği kadar bu alanların dışına da çıkmaktadır. Muhalif yaklaşımlarda “iletişim kurumlarının ideolojik önemini kabul etmenin yanı sıra, bu üretim ve dağıtım sistemini sürdürmek için kimin hangi eylemlere geçtiğine –örneğin, kanunlara, düzenleyici kuruluşlara- yönelik bir ilgi de vardır” (Wasko, 2006, s. 188). Jessop da (2005d, s. 51-55) düzenleyici kuruluşların, devlet ve hükümet politikalarının, piyasaların güncel ihtiyaçları doğrultusunda harekete geçirilmesine yönelik olan ilginin, sözü edilen alanın parçaları olduğunu belirtmektedir.

 

Bu çerçevede, kitle iletişim araçlarının ve organlarının kapitalist toplum içindeki rolünün ve işlevinin değerlendirilmesinin, medya alanına ilişkin muhalif yaklaşımların ana konularından birini oluşturduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.